Yakupköy, Amasya ilinin Merzifon ilçesine bağlı bir köydür.
Tarihi
Yakup köyünün adının kaynağı ve tarihi: Türk Dili ve edebiyatı Öğretmeni, Milli Eğitim Şube Müdürü Seyfettin Ceylan’ın 09.08.2007
tarihli araştırmasından:Yakup Köyü, Yakup adında bir kişinin adından gelir. Köyün kurucusu da bu kişidir.Yörede “Yaap Köyü” olarak bilinir ve böyle söylenir. Köyün içinde Yaap Dede tekkesi günümüzde de var. Bu tekkede bir yatır bulunur. Bu yatır, köyün içindeki Taşbadal denilen mevkiiden yaklaşık yüz yıl önce bugünkü yerine getirilmiştir. 1950′li yıllarda da bu yatırın üzeri tek gözlü bir yapı ile kapatılarak bugünkü haline getirilmiştir. Son yıllarda buranın tekeşinliğini Kevser Abla yapmaktadır(Kevser Yılmaz).
Yakup’un 1400 ile 1500′lü yıllarda yaşadığı kesindir. Çünkü Yakup’un büyük ağabeyi Hasan Hayrettin, küçük kardeşinin adı da İl Emin’dir. İl Emin yöremizde zaman içinde değişerek “ilemi” olmuştur. Bu üç kardeşin adıyla kayıtlara geçmiş üç köy bugün hale vardır. Bu köylerin birbirine uzaklıkları ikişer üçer kilometredir. Yakup Köyü, yöresinde merkezi köy durumundadır.
Yakup’un, Hayrettin’in ve İl Emin’in babası: Merzifonlu Atüfi Hayrettin Hızır’dır. Bu zat da 2.Beyazıt ve Yavuz döneminde yaşamış; tıp alanında da bazı eserler vermiştir. Amasya Valiliğinde bulunan 2.Beyazıt’a “Hıfzıl Ebdan” (Bedenlerin korunması) adlı bir eseri ithaf eder. 2. Beyazıt Padişah olunca da Hayrettin Hızır’ı İstanbul’a medreseye başöğretmen olarak aldırır. Yavuz döneminde bu görevinden ayrıldığı ve okutmanlığa başladığı görülür. Arapça ve Farsça’yı anadili gibi bilen zatın İstanbul’daki kütüphanelerde 12 eseri olduğu belirtilir.
Merzifonlu Atufi Hayrettin Hızır’ın Gelgiraslı olduğu ve bugünkü Hayrettin, Yakup ve İlemi (sazlıca) köylerinin yerinin
Beyazıt döneminde çiftlik olarak verildiği rivayet edilir. İşte bu çiftlik daha sonra çocukları arasında bölüşülür ve üç köy ortaya çıkar.
1530 tarihinde Yakup Karyesi’nin bir tımar mülkü olduğu geçmektedir.
Zaman içinde köye İnegöl ve Taşan Dağlarındaki türkmenler yerleşerek nüfusu artırır. Köyde Oğuzların eymür, çepni, bayındır, kınık boyuna ait sülaleler olduğu sanılıyor. ‘Düver’ diye de bir mevkii adı var. Bura ekinlik.
Merzifonlu Hayrettin Hızır’ın babasının adı: Mahmut’tur.
Köyün 600 yıllık bir tarihi vardır. Seyfettin Ceylan 09.08.2007
Kültür
Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.
YAKUP KÖYÜNÜN GELENEKLERİ: Köyümüzde,Hak yani emeğin karşılığı; Keşik, yani sıra(randevü) konusunda; Düğünler, Bayramlar, cenaze törenleri, cemler ve kurbanlar konusunda birçok özgün gelenek ve görenek göze çarpar.Bu konuları anlatmak sayfalarca yer tutar. ben burada düğünlerde geçen “YANUCCU” YU AÇIKLAMAK İSTİYORUM.
YANUCCU(YANUTÇU): Gelin olacak kızın varsa erkek kardeşi veya ağabeyi, erkek kardeşi veya ağabeyi yoksa yakın akrabalarından biri başta olmak üzere beş altı kişiden oluşan ve düğünün ikinci gününde damadın damatlıklarını bir heybe veya bavul içinde getiren kızın yakınlarını temsil eden topluluk. Düğünün birinci gününde erkek evinden kız evine giden çeyizcilere ikinci gün kız evinden gelen cevap anlamına gelir. yani birinci gün yanlardan biri olan erkek evinin attığı adıma yine yanlardan birisi olan kız evince atılan adım. Bunlar soran ve yanıtlayandır. İkinci gün damadın damatlıklarını getirenler “Yanıtçı”dir. Bu yapılan iş de yanıtdır. -çu addan ad yapım ekindeki “ç” sesi söyleyiş kolaylığından “yanıt” sözcüğündeki “t” sesini kendine benzetmiştir. Böylelikle bu söyleyiş bizim köyde ve yöredeki köylerde yanuççu olarak söylenerek sürüp gitmektedir. İşte üzerinde dilbilimcilerce çok tartışılan yanıt sözü bizim oralarda düğünlerde de olsa kullanılır. Türkçe bir sözcüktür. Büyük olasılıkla eski atalarımızın söyleyişleri, bu eski gelenekler içinde saklı kalarak günümüze kadar gelmiştir. Gönül rahatlığı ve usa yatma rahatlığı ile yanıt sözcüğünü cevap yerine kullahabilir. Yanuççuluk ciddi bir iştir. yanıt vermek de ciddidir; çünkü bir sınavdan geçilmektedir.
YEMEKLER: sadece isimlerini sayacağım. keşkek, yahni, toyga çorbası, çatal aş, yavan aş, mantı, bamyalı, mıhlama, helle,…
EKMEKLER: somun, saçekmeği, saçüstü, burmalıçörek, külcük, yanuç, pezü, bişi, pide çeşitleri,… 15.10.2007 seyfettin ceylan’ın araştırması.
Coğrafya
Amasya iline 52 km, Merzifon ilçesine 8 km uzaklıktadır.
yakup köyü merzifon ovasının güneybatı yönünde, hafif bir yamaçta kurulmuştur.Topraklarının çoğu düzlüklerde bu ovanın içinde kalır. Köyün güneyinde Kıreymir, güneybatısında Çamlıca, Batısında Hacat ve Karacakaya ile Alıcık; Kuzeyinde karatepe, Kuzeydoğusunda Hayrettin; tam doğusunda Uzunyazı ve güneydoğu yönünde de Oymak köyleri bulunur.
bu alan içindeki köyümüzün güneyinde yenice deresi, kuzeyinden de alıcık çayı ve ırmak geçer. Bu dere ve çaylar çok bir su taşımaz. Mevsimine göre seller gittiği de olur.
Kır denilen topraklarda tepeler ve tepe diplerinde dar vadiler uzanır. Köyün kuzeyi ve oğusu genelde düz topraklardır.
Bitki örtüsü genelde tarlalarda yetişen kültür bitkileridir. Tarla kıyılarında ve dere kıyılarında söğüt, kavak, iğde ağaçları; Bağlar mevkiinde yoğun olmak üzere meyvelikler de bulunmaktadır.
kırlarda bozlar, buralarda geven, yavşan ve kekik birlikleri görülür.
düz yataklarda da meralar yer almaktadır.15.10.2007 seyfettin ceylan
İklim
Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.
yakup köyü, coğrafi konum itibariyle Orta karadeniz’in iç kesimlerinde yer alır. Köyde ve bölgesinde genellikle karasal iklim hüküm sürer. yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır. Son yıllarda kar yağışı oldukça azalmıştır. Baharları yağan yağmurların azaldığı da yaşlılar tarafından dile getirilir. Köyün sağlam bir havası vardır. Soğuğu adamı hasta etmez. Yakup Köyü az yağışlı bölgelerde yer alır. Yıllık düşen yağış miktarı: 350-500mm’dir.
karadeniz kıyı boyu ile karadeniz iç bölgeleri iklimlerinin arasında, bir geçiş iklim özelliği gösterir. Yağış çoğunlukla ilkbahar sonlarındadır. Yazları kuraktır.
YAZ MEVSİMİ GÖZLEMLERİMDE POYRAZ: Sanki rüzgar dolu zamanlar/öğleni geçe başlar çoğu kere, sabahları bile estiği olur/ikindileri, akşamları toz kaldıran poyrazlar savrulur Tekkeninboynu7nda/öte taraftan kavaklar, söğütler bir şarkıya durur, ta gece yarılarına… ve evlerin camlarından dolar sağlam havası Yakup Köyü’nün.
BULUTLARA DAİR GÖZLEMİM: Bulutlar bazı günler dev gibi, kara kara, yuvarlanarak bir yere çarpacakmış gibi geçer, bazı günler de pamuk gibi salkım salkım gezer göklerde…
SON YAZ VE EYLÜL: tarla kıyılarındaki iğdeleri, söğütleri ve kavakları çalarak son anızlar da yandı/biçerler çok buğday dökmüş orakta/yanık ekmek kokusu gibi savruldu anızların dumanı/…soğanlar hak edildi/ayçiçeği kökleri yolundu/sarı sarı ayvalar uzak dallarında, şimdi çocukların taşına nişandır/iğde dallarında ağzı saran bir tat/
İKLİMİN ORALARDA GÖSTERDİĞİ BAZI DOĞA OLAYLARI: mürdümük: doluya mürdümük denir.
çiğ:hava poyrazdan estiğinde her gece düşebilir. Mahsüle iyi gelir. “iki çiğ bir yağmura karşılıktır”
kırağı:on beş eylül kırağı zamanıdır olup tehlike arz eder. Bahçe ürünleri zarar görür.
Ayaz çalmış: kırağı çalmış demek.
Gündönümü: Dolu, fırtına ve aşırı yağmur yağması şeklinde bir afet olur.
Gün yağmuru: kırkikindi demek. Köyde güneş yağmuru da denilir.
Ebemkuşağı: ineğimsağma da denir.16.10.2007 seyfettin ceylan7ın araştırması.
Nüfus
| Yıllara göre köy nüfus verileri
|
| 2007
|
|
| 2000
|
611
|
| 1997
|
555
|
17 Haziran 2007 tespitlerine göre:433'dür.7-Köyümüzde Nüfus ve Nüfusun Özellikleri
Bin dokuz yüz yetmişli yıllarda: yüz yirmi ev ve dokuz yüz otuz nüfus vardı.
Muhtarlığın 17 Haziran 2006 tarihinde “Konutta Oturanların Tespiti” belgelerine göre: 1926 ile1940 arası doğumluların nüfusu yani 80 ile 66 yaş arasında 57 kişi,
1940 ile 1955 arası doğumluların nüfusu yani 67 ile 51 yaş arasında 81 kişi,
1956 ile 1970 arası doğumluların nüfusu yani 50 ile 36 yaş arasında 103 kişi,
1971 ile 1991 arası doğumluların nüfusu yani 35 ile 15 yaş arasında 119 kişi,
1992 ile 2006 arası doğumluların nüfusu yani 14 ile 0 yaş arasında 73 kişi bulunmaktadır.
Toplam nüfus: 433’tür. Bunun 224’ü kadın, 209’u erkektir.
En çok yaşayan kaçına kadar yaşıyor? Köyümüzde 100 yaşından fazla yaşayanlar olmuştur. Kamile Yiğit ve Hatice Çelik’in yüz on yaşına kadar yaşadıkları dile getirilir.
Alan ve nüfus büyüklüğü, köyün 17 bin dönüm arazisi vardır.(14) Bu arazinin 13 ila 14 bin dönümü köyde oturan halka aittir. 2000 yılı sayımlarına göre köyde 611 kişi yaşamaktadır. 1997 sayımlarında köyümüzde yaşayan kişi sayısı da 555’dir.(22) Yerelnet, Alan ve köyde yaşan kişi sayısına bakıldığında; 23 dönüme bir insan düştüğü görülür. Nüfus sıklığını, köyün arazisini dört kilometrekareye dört kilometrekare olarak düşündüğümüzde kilometrekareye 50 ila 60 kişi düştüğünü görürüz. Bu da köyümüzün seyrek nüfuslu bölgelerde olduğunu gösterir.
Bağımlı nüfus, 14 yaşa kadar ve ortalama 65 yaşın üzerindekiler bağımlı nüfusu oluşturmaktadır. Köyde, 13–14 yaşlarında çocuklar, tam anlamıyla olmasa da üretime katılır. Yine köyde 70 yaşına kadar çalışan erkek ve kadın nüfus kısmen söz konusudur.
Ortalama insan ömrü 70 yaş civarındadır.
Köyde yüz yaştan fazla yaşayanlar olduğu söylenir. Ali Ekberlerden Hanik Ebe’nin 100 yaşından çok yaşadığı ve torunun torununu gördüğü söylenir.
Nüfusun okuma oranı, eğitim durumu, okuyanlar, mesleklere göre dağılım ve halkın belli başlı uğraş alanları:
Köyümüzde okuma yazma bilmeyen yoktur. Nüfusun % 95 ‘i ilkokula gitmiştir. İlkokula gitmeyenler de 80’li yıllardan sonra açılan okuma yazma kurslarında okuma ve yazma öğrenmişlerdir. Şu an çocukların okula gönderilmemesi gibi bir durum köyümüzde söz konusu değildir. Hatta bu yaklaşım ta 70’li yıllarda da vardı. Köyümüz, çocuklarının okuması taraftarıdır.
Yüksek okul ve fakülte mezunu 15–20 kişi vardır.
Köye ilkokul 1929 tarihinde yapılmıştır. Öğrenci sayısı son yıllarda azaldığından ve sekiz yıllık temel eğitim uygulamasının 1997 yılında yaşama geçmesinden birleştirilmiş sınıflı eğitim uygulaması ile Yakup Köyü İlköğretim Okulu eğitim ve öğretime otuz kırk öğrenci ve iki öğretmenle devam etmektedir.
Mesleklere Göre Dağılım
Subaylar:
Ali TAŞTEKİN, harbiye mezunu, kurmay albaylıktan 1992 yılında emekli olmuştur.
Cemal ÇOBAN, harbiye mezunu, kurmay Albaylıktan 1997 yılında emekli oldu.
Halil ÇELİK, fakültenin matematik bölümü mezunu, görevde; yükselmeye devam ediyor.
Astsubaylar:
Muharrem ÜNLÜ, Muharrem VURAL, Cemal KARTAL, Hasan YILMAZ, Halil YİĞİT, İrfan PEKTAŞ, Hasan YİĞİT, Seyfullah ÇELİK, Ali ÇELİK, Mustafa KAVUNCU, Tamer KAVUNCU, Suat ÇEVİK, Bayram YİĞİT, Sabri YİĞİT, Cemal KAYNAK, Hüseyin KURT, Talip KURT, Ferhat HÖKELEK, Cem ÜNALDI, Ali KÖMÜRCÜ, Suat YILMAZ, Haydar YILMAZ, Murat YILMAZ, Muhittin DOĞAN, Mehmet DOĞAN, UZMANLAR: Ahmet YILMAZ, Hakan BAL, Halil BAL, Müseyip KURT, Engin YİĞİT, Zafer TÜRKER, Özdemir ÖZTÜRK, Talip KURT (Astsubayların bir kısmı emekli olmuştur.)
Polisler:
Sabahattin ALGIN, Muharrem YİĞİT, Haydar YILMAZ, Ahmet KURT
Mühendisler:
Naci PEKTAŞ, Ali Rıza ÖZTÜRK, Alparslan PEKTAŞ, Ender BAL.
Doktorlar:
Cengiz PEKTAŞ
Sağlıkçı-Hemşireler:
Zerrin DOĞAN, Nazmiye YİĞİT, Zahide KARADAĞ, Ruhiye KAYNAK, Hatice ÜNALDI, Satı YILMAZ, Fatma MAYDA, Esin MAYDA, Ebru KAVUNCU, Oya YILMAZ, Pınar KARADAĞ, Fatma ACAR, Mihriban CEYLAN, Derya ÇEVİK, … daha adı tespit edilememiş sağlıkçı ve hemşire olmuş ve okulunda okuyan gençlerin olduğunu düşünüyorum. Yeni yetişen gençleri tanımadığımız için isimlerini tespit etmek zor oluyor.
Öğretmenler:
Halil BÜLBÜL, Köy Enstitü mezunudur, köyün ilk okuyanlarındandır. Halil Bülbül, 1944’te Akpınar Köy Enstitüsüne girer 1949–1950 eğitim ve öğretim yılında öğretmen olur. İmamoğullarındandır, babasının adı: Arif.
İsmet ÇEVİK (İlköğretim okulu müdürlüğü yapmıştır. Sınıf öğretmeni), Ahmet ÇEVİK(sınıf öğretmeni), Alaattin YILMAZ(sınıf öğretmeni), Seyfettin CEYLAN(Türk Dili ve Edebiyat Öğretmeni, Ortaokul ve İlköğretim Okullarında Türkçe dersleri ve Lise, Süper Lise ve Anadolu Lisesinde Edebiyat dersleri öğretmeni; Yatılı İlköğretim Bölge Okulu Kurucu Müdürlüğü, Milli Eğitim Şube Müdürlüğü, altı ay kadar vekâleten İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü), Bayram YİĞİT (Teknik Öğretmen, öğretmenlikte bir süre çalıştıktan sonra TOFAŞ’A teknik adam olarak geçti.) Ruhiye KÖMÜRCÜ (Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni), Tamer YİĞİT, Bahadır ÇEVİK(Coğrafya Öğretmeni), Aşur ÇEVİK(Fen Bilgisi) Tülay YİĞİT(Sınıf Öğretmeni), Özkan ÖZTÜRK(Matematik) Gönül ÖZTÜRK (Biyoloji Öğretmenliği mezunu) Asiye Çulha resim öğretmenliğinde okuyor. Celal KARTAL(Merzifon Lisesi Emekli Memurlarından), Selahattin ÖZTÜRK(Merzifon Lisesi Emekli Hizmetli)
Doktora Yapanlar:
Nazan YİĞİT, siyasal bilgiler mezunu, bu alanda doktora yapmaktadır. Cem ÇEVİK,turizm üzerine yüksek lisans yapmaktadır.
Teknisyenler:
Ali YİĞİT, ziraat üzerine yüksek okul bitirmiş ve ziraat teknisyenidir. Haydar ÇEVİK, Oktay ÇEVİK,Mecnun SEL sanayi alanında,teknik adam olmuşlardır.
Belediye Başkanları:
Zeki HÖKELEK (Amasya Valiliği’nde Özel Kalem Müdürlüğü de yapmıştır.)
Okul Müdürleri:
İsmet ÇEVİK
Banka Müdürleri:
Mahir HÖKELEK (köyün ilk memurlarından) Ferit TOPLU, Kemal ÇEVİK,
Sigortacılar:
Çağlar SEL
Çalgıcılar:
Öcal TÜRKER, Merzifon Belediyesi Bando Takımında görev yapmıştır.
Mehmet TOPLU (Rahmetli, Kabadayı lakabıyla tanınırdı.) köyün ve civar köylerin davulculuğunu yapmıştır.
Dursun YILMAZ (Rahmetli, Zorman lakabıyla anılırdı. Uzun yıllar köyün sığırtmaçlık görevini de yürütmüştür.) Zurnacıdır. Düğünleri zurnasıyla şenlendirmiştir. Ali KURT zurnacıdır.
Dursun KILIÇASLAN, düğünlerde çalgıcılık yapmıştır.
Hasan YEŞİLYURT, bizim gençliğimizin müthiş davulcusu ve darbukatörüdür. (Rahmetli, Gıcık Hasan lakabıyla tanınırdı.) Düğünlere renk katardı.
Salim SEL, klarnetçidir. Genellikle Gıcık Hasanla düğünlerde çalardı.
Kasım GÖÇERİ, davulcudur.
Mehmet KURT(Paşa) namıyla bilinir. Davulcudur. Şaka kaldıran alçak gönüllü bir adamdır.
Tamirciler:
Haşim BAL, bir dönemler tek tamircilikten geçimini sağlayan, köyümüzün sanayi alanında ilk ustası. Traktör motorları bakım ustasıdır. Şu an bu mesleğini icra etmemektedir. Fakat uğraştığı işler hep ustalığın türevleridir.
Vahit YILMAZ, Marangozdur. Merzifon’da dükkânı vardır. Bu işle geçinir.
Yusuf YILMAZ, tornacıdır. Merzifon’da dükkânı vardır. Bu işle geçinir.
Salih YİĞİT, su tesisatçısıdır. Merzifon’da dükkânı vardır. Kasım Yiğit’in çocuklarından Hüseyin YİĞİT de terzidir. Merzifon’da dükkânı vardır.
Ergani PEKTAŞ, kaportacıdır. Merzifon’da dükkânı vardır.
Gazi PEKTAŞ, kaportacıdır. Köyde çiftçilikle uğraşmaktadır.
Nadir SEL, su tesisatçısı.İstanbul’da mesleğini icra etmektedir.
Berberler:
İbrahim ÇEVİK, evlerde berberlik mesleğini bir zamanlar icra etmiştir. İbrahim Çevik’in babası Ahmet Çevik ve Memiş Kömürcü de köyün evlerinde ve tarlalarında berberlik mesleğini bir zamanlar icra etmiştir.
Kadir ÜNALDI mesleğini yürütmek üzere köye ilk berber dükkânını açan berberdir.
İsmail ACAR, rahmetli, berberlik mesleğini yürütmek için köyde ikinci berber dükkânı açan berberdir.
Ali Rıza TÜRKER ve Aytekin TÜRKER Merzifon’da berber dükkânları vardır.
Ustalar:
Durmuş ERDOĞDU,
Ahmet ÇEVİK (Rahmetli, Kel Ahmet lakabıyla bilinirdi.)
Ahmet ÇEVİK. (Rahmetli, Pala Ahmet ve Türkmen Ahmet lakabıyla bilinirdi.)
Halil İbrahim SEVER. Bunlar bilinen yapı ustalarıdır.
Satılmış YEŞİLYURT çatı ve inşaat ustası.
Adnan ÖZTÜRK çatı ve inşaat ustası. Görenekten kendini yetiştirmiştir. Meraklı bir ustadır.
Çiftçiler:
Köy halkının yüzde doksan yedisi çiftçidir. Köyümüzde örnek, çalışkan ve girişimci çiftçiler vardır.
Sucular:
Köyün bilinen sucuları, Rahmetli İsmail ÇULHA, Kamil YILMAZ bir başladı mı günlerce tarlalarda su sularlarmış. Birkaç günlük sulama işini herkes yapar, köylü olup da sulama işini bilmeyen pek yoktur. Burada belirtilenler, suculuğu meslek haline getirmiş insanlardır. Başka köylere de parayla sulama işlerine giden insanlardır.
Değirmenciler:
Ahmet YİĞİT, Bayram YİĞİT, Hüseyin YİĞİT, Salih YİĞİT.
Minibüsçüler:
Satılmış BAL, 1972–1973.
İbrahim ÇEVİK, 1974’den sonra.
Salim SEL, 1970-1980’li yıllar.
Hayrettinli Ali, 1970-1980’li yıllar.
Hayrettinli Nail, 1970’li yıllar.
Burhan ÇALIŞKAN, Bahri ÇALIŞKAN ve Cemal KARADAĞ da İstanbul’da öğrenci taşımacılığı yaparlar.
Şefik TURAN 1970’li ve 1980’li yıllarda taksicilik.
Nazım TÜRKER, 1980’li ve 2000’li yıllar.
Hüseyin YİĞİT, 1990’lı ve 2000’li yıllarda.
Mehmet ÇULHA, 1990’lı ve 2000’li yıllarda.
Bayram TÜRKER, 1990’lı ve 2000’li yıllar
Aydın TÜRKER, 2000’li yıllar.
Ankara Belediyesinde Otobüs Şoförleri:
Fuat ÇEVİK
Hüseyin ARSLAN
Ali Rıza SEL(Kendi otobüsüyle taşımacılık yapmaktadır. Halk Otobüsleri) Fatih-Kızılay arası çalışır.
Gardiyanlar:
Köyün ilk gardiyanı, Necati YILMAZ’dır.
Senem GÖÇERİ.
Bekçiler:
Memiş YEŞİLYURT.
Ali ÇEVİK.
Ali ÖZEL.
Kazım ALKIM.
Eski Pehlivanlar:
Aşur ÇEVİK
Muharrem ÜNLÜ
Mehmet KURT(Paşa)
Dursun ERDOĞDU
Hasan BAL
Muharrem ASLAN
Hüseyin ÇEVİK
İsmail KARADAĞ, güreş sporuna Ankara’da bir süre devam etmiştir. Bu spora bilimsel olarak ilk eğilen güreşçimiz, “Isbık” namıyla bilinen İsmail Karadağ’dır.
Ve Diğer Meslek Erbabından Olanlar:
Galip Karadağ, İsmail Karadağ, Kemal Karadağ, Sefa Karadağ, Rumi Kömürcü, Ali Kurt, Ziyram Kurt, Kemal Kartal, Bayram Kurt, Ali Kavuncu, Rahmetli Sarı Rıza…bilinen çobanlardır. Selami ÖZTÜRK ve Cemalettin ŞAHİN postacıdır. Alattin CEYLAN Merzifon Belediyesi’nde greyder operatörü, İhsan CEYLAN Ankara Şeker Fabrikalarında işçi başı, Mehmet Çevik’in kızı Neşe, maliye memurudur. Mehmet Erdoğdu ve Ali Şahin’in aşıklığı vardır. Seyfettin Ceylan’ın 09.08.2007 tarihli araştırmasından.
Ekonomi
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
Yakup Köyü tarımcı bir köydür. Köyün 17 bin dönüm ekilir durumda olan toprakları bulunur. Köyde sulama amacı için DSİ’nin 4 adet sondajı vardır. Bu sondajların işletmesi de Yakup Köyü Toprak ve Sulama Kooperatifi eliyle yapılmakta. Derin kuyularadan çıkarılan sularla toprakların yarıya yakını sulanır. Köyde bulunan Kozarkı ve Köy suyu da sulama amacıyla kullanılır. Bu sular son yıllarda azalmıştır. Sondaj suları ile birlikte kullanılır. Sulanabilir toprakların tamamı düz ve verimlidir. Buralarda buğday, arpa, ayçiçeği başta olmak üzere birçok ürün yetiştirilir. Şu an üretimi yapılmasa da şekerpancarı, elit(şekerpancarının tohumu) da köyümüzde iyi yetişir. Bu sanayi ürünlerinin yerini son yıllarda soğan almıştır. Diyebiliriz ki Yakup Köyü tam soğancı bir köy olmuştur. Köyümüzün soğanları çok kalitelidir. Dönüme üç dört ton soğan verdiği olur. Köyde bin tonun üzerinde soğan üretildiği geçen yıllarda olmuştur. Buğday dökümü de sulu tarlalarda bire otuz kırk civarındadır. Son yılların kurak geçmesi ürün verimini önemli ölçüde düşürmüştür. 2007′nin hasat döneminde kırsaldaki topraklar üzerindeki buğdaylar tam yetişmediğinden birçok tarla biçilememiştir.
Köydeki tarım makine güçüyle yapılmakta. tarım alanında ortaya çıkan araç gereçler köye hemen girmektedir.
Nohut, mercimek, fiğ, fasülye gibi ürünlerde ekilip biçilir.
Bahçe ürünlerinden domates, biber, fasülye, bamya, mısır, salatalık, marul, maydanoz, yerelması ihtiyaç kadar yetiştirilir. Bu ürünlerden evin geçinimi sağlanmaz.
Tarım toplumunun özelliklerinden biri olan hayvancılık da köyde esaslı bir yer tutar. Bu büyükbaş ve çok az da olsa küçük baş hayvancılık olarak kendini gösterir. Sistemli bir besicilik yoktur. Sütçülük konusunda yeni çalışmalar ve açılımlar göze çarpar.
Kümes hayvanları da : tavuk, ördek, kaz ve hindi olarak azımsanmayacak kadardır. Yukarıdaki etkinlikleri yılın on iki ayı yürüten köylülerin birçoğu tarım sigortalıdır, emekli olanlar da vardır.
Köyde iyi, cins amasya elması bahçelerinden geriye kalan elma ağaçları bulunur. Erik, kiraz, vişne, kayısı, ceviz, ayva… gibi meyveler evde tüketilecek kadardır. Meyvecilikten geçinimini sağlayan yoktur diyebiliriz. 15.10.2007 tarihli Seyfettin Ceylan’ın araştırması Yakup Köyü-TOPRAĞI SÜRDÜKÇE TASLAK KİTABINDAN kısmen yararlanılmıştır. Bu kitap ileride bastırılacaktır.15.10.2007
Muhtarlık
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
- 2004 - Cemal Yiğit
- 1999 - Tahsin Çulha
- 1994 - Haşim Bal, 1995-Cemal Yiğit,
- 1989 - Haşim Bal
- 1984 - Süleyman Sel.
1977- Feramus Yiğit.
1976- Ziyram Duran. Vekil olarak
1974-Turgut Basmacı.
1968-Hüseyin çevik.
1965-İsmail Abalı.
1964-Dursun Çelik.
1963-Ali Bal.
1962-Hasan Ünaldı.
1960-Ali yılmaz.
1960-Halil Bülbül(Birkaç ay, köyün öğretmeni)
1954-Dursun Çelik.
1950-Rıza Çelik.
1946-Hüseyin Korkmaz.
1940'lı yıllarda-Mustafa Ünaldı.
1930'lu yıllar Ali Bal.
1928-Ömer Hökelek- Üç dönem üst üste muhtarlık yapar.
1924-Halil Çelen köyün ilk mazbatalı muhtarı.
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.
SEYFETTİN CEYLAN’IN ARAŞTIRMASI 09.08.2007
Okul, köyün tek taş binası. Bu bina, köyçüne doğru gelirken Kumluk Deresi’ni geçtikten sonra solda kalır. Okulun yeri tarladan alınmadır. Bu tarlanın o zamanlar Tün Üsüğün olduğu söylenir. Bu taş yapı tek katlıdır. Yapının her tarafında pencereler vardır. Bahçenin yola cephe tarafında duvar bulunur. Yine duvarın bitiminde, köyden tarafta okulun pınarı vardır. Okulun ana binasından uzakta -yolun altında- tuvaletlerin ve kömürlüğün bulunduğu küçük bir yapı daha vardır. Bizim öğrencilik yıllarımızda bu binanın doğu cephesinde, yolun altında okulun kavaklığı vardı. Bu kavaklık seksenli yıllarda bozulup kavakların yerine köy adına düğün salonu ve değirmen yapıldı.
Okulun tarihi, ilk bina 1928–1929 yılında yapılır. Açılışından 1939’a kadar üç yıllık bir ilköğretim eğitimini köyün ve bölgedeki köylerin çocuklarına verir. 1939’dan sonra beş yıllık bir eğitim ve öğretim süresi uygulanmaya başlanır ve 1997 yılında da sekiz yıllık zorunlu eğitim süresine geçilir. Eskiyen ve ihtiyaca cevap vermeyen bu bina yıkılarak ve yeri biraz değiştirilerek bugünkü taş yapı 1960’lı yıllarda inşa edilir.
Okulun eğitim öğretime başlama yılı, 1928-1929’dur. Hayrettin, Karatepe, Kıreymir ve Uzunyazı köylerine, bölge okulu olarak açıldığından bu yıldan itibaren hizmet vermeye başlar. Bu, kesintisiz yetmiş sekiz yıllık bir eğitim hizmetidir.
Köye Atanan İlk Öğretmen: İsmail Hakkı Bey, Çorumlu olduğu söyleniyor. Öğrenci mevcudu ve derslik durumuna göre tek öğretmenli yıllardan, iki, üç ve beş öğretmenli yıllara ve sekiz yıllık temel eğitim uygulaması ve öğrenci sayısının azalması nedeni ile de bir, iki öğretmenli yıllara tekrar dönmüştür. 1970’li yıllarda okula devam eden öğrenci sayısı 130–140 arasıydı.
Okulun eğitim ve öğretime başladığı yıllarda muhtar Ömer Hökelek’tir.
Köy toprakları içinde bir de okula ait bir tarla vardır. Bu tarlanın geliri okul ihtiyaçlarında kullanılır.
Belgelerde,
Okulda hale saklanmakta olan Talebe Kütük Defterinin bir nolu öğrencisi Melek Şahin. Bu kütükte, Melek Şahin ile ilgili şu bilgiler yer alıyor: Doğum yeri, Yakup Köyü. Doğum yılı, 1933. Baba Adı, Rıza Şahin. Ana Adı, Münire Şahin. Velisinin Adı, Rıza Şahin. Babanın mesleği, Çiftçi. Ev Adresi, Köy. No, 28. Okula kayıt olduğu tarih, 1.Xl. 1945. Okuldan çıktığı tarih, “yaşı okul çağını doldurduğundan çıkarılmıştır.” 25.lll.1950
Bu bilgiler, Yakup Köyü İlokulunun Talebe Kütük Defteri’nden alınmıştır. Bu defterin demirbaş no iç sayfada “D.No: 83” yazılıdır. Okulun ilk Talebe Kütük Defteri’ne rastlanamamıştır. SEYFETTİN CEYLAN’IN ARAŞTIRMASI. 09.08.2007
Sağlıkocağı: Merzifon Kıreymir yolundan köye doğru sapınca yolun sağında dört tarafı duvarlarla çevrili bir bahçe ve bahçenin içinde, birkaç tane tek katlı binalar ve köyün belki de tek çınar ağacı ve köyün ilk birkaç çamı… Ve ilk binanın yola bakan tarafında “Yakup Köyü Sağlıkocağı” tabelası.
Köylülerin ve çevre köylerin yara bere olduğunda, iğne işlerinde gittiği bir kurum.
Doktoru, hemşiresi, sağlıkçısı, hizmetlisi, memuru bir var, bir yok. Böyle bir kurum. Köye yararlı hizmetler vermiştir. Şu an ulaşım kolay olduğundan halk Merzifon Devlet Hastanelerine gider.
Sağlıkocağının temeli, dönemin muhtarı rahmetli Hüseyin Çevik zamanında bin dokuz yüz yetmiş üç yılında atılır ve bin dokuz yüz yetmiş dört yılında Turgut Basmacı’nın muhtarlığında faaliyet göstermeye başlar.
Bu kuruma ilk doktor ancak bin dokuz yüz seksenli yıllarda gelir. Doktor da: İzmirli Bahtiyar Bey’dir.SEYFETTİN CEYLAN’IN ARAŞTIRMASI 09.08.2007
Yol,
Yol yönünden planlanmış bir durum göze çarpmaz. Köy içindeki yollar zaman içinde doğal bir oluşumla meydana gelmiştir. Bu yolların kimi yerleri dar, kimi yerleri de gereğinden fazla geniştir. Yollar mülklerin yanından geçtiği için ihtiyacı karşılayacak şekilde yol olmuştur. Bu yüzden köy içi yolları, bazı yerlerde eğri, bazı yerlerde de dosdoğrudur. Merzifon yolu köyçüne kadar asfalttır. Köyün diğer yolları doldurulma ve topraktır. Otuz yıl önce köyün yolları yağışlarda ve kışları diz boyu çamur olurdu. Son yıllarda köyün içinde aşırı bir çamura rastlanılmaz.
Su
“Mısır, Nil’in bir hediyesidir. Her şeyin aslı sudur.”
İçme suyu, köydeki hayatın kuruluş tarihiyle yaşıttır en azından. Köyün ilk içme suyu Değirmenocağı’ndaki su gözelerinden sağlanmıştır. Daha sonraki tarihlerde su ihtiyacı artıkça Pınarınbaşı mevkii başta olmak üzere değişik bölgelerdeki su gözelerinden yararlanılmıştır. Köy içme suyu ihtiyacını şebeke yoluyla karşılamaya başlamadan önce, kuyu vurarak su çıkarma yoluna da gidilmiştir. Su kaynakları, akar pınarlar ve zaman içinde kuruyan pınarlar, kitabın değişik yerlerinde işlenmiştir.
Köyde içme suyu sorunu vardır. Şimdi sular Ahmetkoca’dan evlere basılır. Köy yerde, şebeke suyunun olması lüks bir hizmet sayılabilir. Şebeke suyunun köyde gerçekleşmesinde emeği geçenlere çok teşekkür eder ve saygılar sunarım. Bu güzel bir hizmet.
Köy kuruluş itibariyle bir yamaç köy görünümünde olduğundan ve son yıllarda köyün düzlük kesimine, tarıma elverişli topraklara evler çok yapıldığından depodaki su aşağılardaki evlere güzel, yeterli bir hizmet götürmekte, bir memnuniyet yaratmakta; köyün yukarı mahalleleri ise suyu belki gece yarılarında görmektedir. Gündüz temizlik ve ev işleri zorlaşmaktadır. Yukarıdaki evler susuz kalmaktadır. Yazları, tatillerde köye gittiğimizde susuzluktan temizlik için Cami Pınarı’na gidesimiz geliyor. Bakıyoruz, Cami Pınarı da akmıyor, eski günlere özlem duyuyoruz. Bu su sorunu kalkmalıdır. Köy daha fazla aşağı kaymadan…
Su Sorununun Çözümü: Acilen Cami Pınarı’nın olduğu yere bir su deposu yapılmalı. Yapılan bu su deposu, elektrik gücü ve masrafı gerektirmeden Emir Dayı’nın Ev’in oradaki su dağıtım yerinden kendiliğinden gelecek olan suyla doldurulacaktır. Bu depo, Köyçün’ün yüksekliğinin altında kalan mahallelere suyu rahatlıkla basacaktır. Bu bir fizik kuralıdır. Su aşağıya kendiliğinden gider. Mevcut su boruları birkaç eklentiyle yine işe yarayacaktır. Yeraltı şebekesi fazla bir iş çıkarmayacaktır.
Ahmetkoca’daki su deposu da yukarı mahallelere rahatlıkla yeteceğinden daha az elektrik masrafıyla köyün tamamı suya kavuşacak ve şebekenin güzelliği, lükslüğü o zaman köye eşit olarak yansımış olacaktır. Su sorunu çözüldüğünden köy, eski arsaları değerlendirerek yeni evlerini buralara yapacaktır. Tarım alanları da evlerle, beton yığınlarıyla yok edilmeyecektir. Bu bir düşüncedir. Sorunlar düşünerek çözüme kavuşur. Benden söylemesi…
Bu proje, köy için hayati bir önem taşımaktadır. Yoksa köy aşağıdaki verimli topraklara kaymaya devam edecektir. Bu da milli servete büyük bir zarar anlamına gelir. Ayrıca, köyün nerdeyse beşte üçüne elektrik masrafı etmeden bedava su sağlamak varken, neden elektrik harcayarak o kadar evin suyunu önce Ahmetkoca’ya çıkarıp para ve boşa elektrik harcıyoruz. Bunu da anlamış değilim. Bu mühendislik işinin bir izahı olmalıdır. Bilen varsa anlatsın. Buna ihtiyacım var.
Muhtar Cemal Yiğit’in su sorunu çalışmaları: 2006 yılının yaz aylarından temmuzda Dereninbuçuk ile mezarlık arasında kalan eski Yenice yolunun Dereninbuçuk’a yakın bir yerine sondaj çalışması yaptırmaktadır. Muhtar Cemal Yiğit, resmi girişimlerde bulunarak Samsun Özel İdare Genel Sekreterliği’ne ait su arama makinelerini belirtilen yere getirt+miş ve sondaj çalışmalarına başlanılmıştır. Bu makinenin bulacağı su ve suyun yeniden Ahmetkoca Tepesine yapılacak su deposuna basılması ile su sorununun çözümüne inanılmaktadır. Umarız bu çalışma ile köyün su sorunu son bulur.
İki bin altının yazında çalışmalarına tanık olduğum su çıkarma işlerinin seri ve kesintiye uğramadan devam etmesi için Köyün azalarından, Mehmet Çulha, Mustafa Sel, Veli Vural Köy bekçileri Orhan Karakaya, Dursun Yılmaz ve en başta da Muhtar Cemal Yiğit sondaj çalışmalarının olumlu bir şekilde bir an önce tamamlanması için olağanüstü çalışıyorlardı.
Elektrik
Lüksler(löküs), on dört numara lambalar, fenerler ve ahır yolunda dev gölgeler resmeden kel kazların bir anda kullanım dışı kalması bin dokuz yüz yetmiş altı yılında elektriklerin gelmesiyle olmuştur. Dönemin muhtarı da Turgut Basmacı’dır.
Telefon
Bin dokuz yüz seksenli yıllarda tek telefonla köy idare ederken doksanlı yılların başında her eve bir telefon hizmeti gelmiştir. Köyde telefonu olmayan yok gibidir. Telefon sesleri en çok duyulan teknoloji sesidir televizyonlardan sonra…
Kanalizasyon
Köye bu hizmetin gelişi dönemin muhtarı Süleyman Sel zamanında 1986 yılına rastlar. Kanalizasyon hizmetinden önce, tuvalet ayakları evlerin avlusunda pokluklara yakın kurulmuştur. Banyo ihtiyacı da evinde suyu olmayanlarca köy yunaklarından karşılanmaktadır. Çamaşır için yunaklar ve sondajlar kullanılmıştır. Köy pınarlarının ayakları akımına, açıktan köyün değişik yerlerinden yataklar oluşturarak su arklarına karışmaktaydı. Köyün içinde bulunan ortak helâların ayakları da pınar ayaklarının üstündeydi ve atıklar açıktan giderdi. 1986 yılından sonra sağlıksız görünüm arz eden bu durum son bulmuştur.
Kanalizasyonlar 1998 yılında dönemin muhtarı Cemal Yiğit tarafından var olan döşenmiş hat tamamen elden geçirilmiş ve kanalizasyon uzunluğu sekiz kilometreye çıkarılarak köyün kanalizasyon sorunu kökünden çözüme kavuşmuştur. Seyfettin Ceylan’ın. 09.08.2007 tarihli araştırmasından.
Değirmen:
Köye bu hizmetin gelişi dönemin muhtarı Süleyman SEL zamanında yapılmıştır.